kapalıçarşı 33. bölüm

24 08 2010

Diyar, Fırat’tan uzak durmaya çalışır ama bu hiç de kolay değildir. Elif ise Fırat’a yaklaşmanın yollarını arar ve aklına bir fikir gelir. Diyar’ı da içine katarak yaptığı şey, Fırat’ı çok sinirlendirirken olayları daha da karmaşık hale getirecektir. Arap şeyhine, mucize halı yerine küllerini götüren Mahmut ve Arda’nın başı derttedir. Yaşanan felaketleri anlatmaları da bir işe yaramaz. Çaresizlik içinde kıvranırlarken, umulmadık biri onlardan habersiz duruma el koyar.

Öte yandan annesi, Roni’yi Hollanda’ya götürmek ister. Oğlundan ayrılmak Mahmut’u bir kez daha üzerken Seher’in kafasını meşgul eden başka bir şey vardır. Yıllar sonra oğullarıyla sıcak bir ilişki kurmak isteyen Feraye’nin işi zordur. Arif yumuşak davransa da Fırat’ın duvarlarını yıkmak kolay olmayacaktır.Cinayet suçuyla hapse giren Ziya, bütün ısrarlara rağmen o gece olanlar hakkında konuşmaz. Bu arada Ziya’yı hayrete düşürecek, beklenmedik bir ziyaretçisi vardır.

kaynak : kapalıçarşı 33. bölüm





keskin bıçak 3. bölüm

24 08 2010

Mithat, Karacabey ile yapacağı görüşme için tesisten ayrılır, bu sırada takip edildiğini fark eder. Mithat’ın bir an önce peşindekilerden kurtulup, izini yok etmesi gereklidir. Ancak işler beklenmedik şekilde büyür. Tesise müşteri kimliğiyle giren Dilek ise fırsatını yakaladığı ilk anda araştırma yapmak için Mithat’ın odasına girer.

Aslı’nın, tesise gelen bir turist kafilesi için gezi programı hazırlaması gerekir. Aklına Kemal’in at çiftliği gelen Aslı, Kemal’den yardım alır ve gezi programını birlikte yaparlar. Aslı’nın Kemalle birlikte vakit geçiriyor olması Mithat’ı rahatsız eder; ancak yaşanan bir kaza Mithat’ın Kemal’e can borcu olmasına neden olur.

Mithat’ın etrafında olan biteni öğrenme arzusunda olan Karacabey, Zuhal’i tesise yollar. Bu gelişle Zuhal, Mithat ile arasındaki engelin Aslı kaynaklı olduğunu görür. Mithat’a gelen bir telefon ise gerçeği tüm çıplaklığıyla ona anlatacağını söylüyordur.

kaynak : keskin bıçak 3. bölüm





küçük sırlar 7. bölüm

24 08 2010

Su, taraf tutmaktan vazgeçer. Tek istediği kimin doğru söylediğini anlamaktır. Bir tarafta annesinin kazada ölmediğini söyleyen Aslan Cem, diğer tarafta babaannesi… Kime inanacağını bilememektedir. Olayın aslını öğrenmek için, annesini yakından tanıyan biriyle konuşmaya ihtiyacı vardır. Biricik ona gerçekleri anlatacaktır. Ayşegül’ün kalbi kırıktır. Ve kalbi kırıldığında, her zamankinden daha tehlikeli olmaktadır. Neslişah’a karşı öfkesini, ondan intikam almaya çalışarak bastıracak ve bu intikam oyununda başrolü Çet’e verecektir.

Çet uzun zamandır peşinde olduğu şeyi elde eder. Neslişah artık onun avuçlarında sayılır. Babası ile yüzleşmeye hazırdır. Artık her şey ortaya çıkacaktır. Demir ve Çet kavgasının galibi Demir olur. Demir, Su ile gerçek bir yakınlık kurar. Daha önceden, uzaktan uzağa sürdürdüğü bu hayranlığını, ilk kez dile getirir. Henüz farkında olmasa da, bu yakınlık ailesiyle arasındaki iplerin incelmesine sebep olacaktır.

Arzu ne kadar gizlemeye çalışsa da gittikçe Ali ile yakınlaşmaktadır. Artık birine güvenmek istemektedir. Ali’nin yalan söylediğini bilmektedir. Ama Ali’nin yalanları ruhunu okşamakta ve bu nedenle de ona inanmak istemektedir. Peki, bu durumu Su’ya nasıl açıklayacak?

kaynak : küçük sırlar 7. bölüm





sakarya fırat 29. bölüm

24 08 2010

Osman’ın dağlara dönüşü, Küpeli Necla’nın huzursuzluğunu iyice arttırıyor. Osman’ın dönüşü, ayrıca iki düşmanı, Bakır ve Berat’ı aynı safta birleştiriyor. Osman’ın karşısındaki husumet duvarı iyice yükselirken, Nihan aralarındaki en büyük engeli, ablası Necla ile ilgili gerçeği açıklıyor Osman’a.


Videoyu Yükleyen : sakarya fırat 29. bölüm





bitmeyen şarkı 2. bölüm fragmanı

24 08 2010

yükleyen : bitmeyen şarkı 2. bölüm fragmanı





fatmagülün suçu ne tanıtım fragmanı

24 08 2010


Yükleyen : fatmagülün suçu ne izle





öyle bir geçer zamanki dizisi

24 08 2010


Hikaye, 1967 yılında, İstanbul’un eski semtlerinden birinde başlayan ve günümüze kadar sürecek olan bir zamanı dilimini içerir.

Hikayenin odağında Akarsu ailesi vardır. Anılan zaman içinde bu ailenin dağılması, aile bireylerinin bu dağılmadan aldıkları etkiler ve her birinin bu etkiler altında şekillenen hayat hikayeleri sergilenir.

Denizci olan Ali Akarsu’nun, Hollandalı Carolin’le olan aşkı, karısı Cemile Akarsu tarafından öğrenilince, yaşanan büyük sıkıntılar ve bu durumun yarattığı olumsuz koşullar, Cemile, Ali ve çocukları üzerinde, hayatlarının geri kalanını şekillendirecek kalıcı etkiler bırakır. Hayatla ve birbirleriyle olan mücadeleleri, bir çok travmanın izlerini taşıyarak, sürer.

Ali ve Cemile’nin üniversiteye gitmekte olan büyük kızı Berrin, liseye gitmekte olan küçük kızı Aylin, Aylin’le aynı liseye gitmekte olan oğlu Mete, bu travmayı kendi hayatları içinde hissederler ve kendi hayat hikayeleri de bu etki altında gelişir.

Ailenin en küçük bireyi olan 6 yaşındaki Osman, bütün bu sürecin içinde olan, etkilenen, gözleyen bir kişi konumundadır. Küçük olduğu için, korunan kollanan, olayların dışında tutulmaya gayret edilen bir durumdadır. Ama bu sebeple, aslında, olayların bütününü görebilen, gözleyebilen ve diğer aile bireylerine oranla, yaşananlara en bütüncül yorumu yapabilecek verilere sahip olarak gelişen biridir. Bu özelliğiyle Osman, 1967’den günümüze uzanan hikayenin, odağında olan kişidir. Ve hikayenin bütünü, aslında Osman’ın hikayesidir. Osman’ın bu niteliği, hikayenin gelişimi içinde derinde olgunlaşacak ve ancak günümüz aşamasına gelindiğinde kendini net bir şekilde açığa vuracaktır.

Ali’nin annesi Hasefe Hanım, hikayedeki en yaşlı kişidir. Dobra, mert, görmüş geçirmiş bir kadındır. Oğlu’nun yanlış yaptığına inandığı için, gelini Cemile’nin tarafını tutacak kadar açık sözlü ve yüreklidir. Diğer oğlu Kemal ve gelini Neriman, çıkarcı, rüzgara göre davranan kişiler olarak, Hasefe Hanım’ın gözünde değer taşımazlar.

1967’den başlayarak, sürecin siyasal-toplumsal olayları, değişim ve dönüşümleri, hikayenin gelişimindeki toplumsal zemini oluşturacağı için, önemlidir. Yukarda kısaca değinilen kişiliklerin hayat hikayeleri, ilişkileri ve çatışmaları, bu toplumsal zemin üzerinde gelişecektir.

Böyle bir süreç, bu ilişkiler çerçevesinde ele alındığında, nostalji duygusu yaratacak ögelerin önem kazanması da kaçınılmaz olmakta. “Orhan Boran ve Yuki”, “Fenerbahçe gazozu”, dönemin şarkıları, reklamları, filmler, artistler… öyle bir geçer zaman ki…”, hikayesinde yer alan kişilikleri, olayları, bu nostalji duygusunun atmosferi içinde sergilemeyi ve en sonunda da, seyirciyi de bu atmosfere dahil edebilmeyi amaçlar.